Moderatör
Aktif Üye
Üye No : 1281
Mesaj Sayısı: 173
Teşekkür Puanı 1
|
 |
« Yanıtla #1 : 16 Mayıs 2009, 14:01:48 » |
|
Devamı
Beşiktaş 1930-31 sezonunda lig üçüncüsü olmuş, 1931-32 sezonunda ise ligden çekilmişti. 1932-33 sezonunda ligi ikinci olarak kapatan Beşiktaş, ertesi sezonda şampiyonluğa yeniden ulaşacaktı.
Siyah Beyazlılar, Şeref Bey’in vefatı ve iç çekişmelerle, bunalımlı yıllar yaşamıştı.
Recep Peker’in birleştirici yaklaşımı ve olanakların arttırılması konusunda gösterdiği destekle Beşiktaş artık başarıya koşabilecekti
Sekiz yılda yedi kupa
1939′dan 1946 yılına kadar 5 yıl üs tüste şampiyon olan ve bir yıl ara ile tekrar 2 şampiyonluk yaşayan Siyah-Beyazlılar 8 yılda 7 lig kupasını kazanmak başarısını göstermişti. Beşiktaş’ın bu eşsiz zafer yıllarını günümüze taşıyan kadroda nice yıldız vardı ama, neredeyse efsane olan 1939 1943 takımı hem hafızalardan hem de futbol tarihinden asla silinmeyecekti. Altın ayaklar Hayati, Hakkı, Fuat, Eşref, Şeref, Hasan (Federasyon eski Başkanlanndan Polat), Hüsnü, Feyzi, Nuri, Mehmet, Ali, Taci, Şevket, Hristo, Faruk, Sabri, Cihat, Yavuz, Hüseyin, Şükrü, Yani, Memduh, Rıfat, Çaçi, Kemal, İbrahim, Çengel Hüseyin, Vecdi, Ethem altın devrenin ilk akla gelen altın ayakları olmuştu.
Bu dönem içinde 23.3.1941 tarihinde ezeli rakibi Fenerbahçe ile oynadığı maçı 7-0 kazanarak bir anlamda 1930 tarihli maça da cevap veriyordu. “Baba” Hakkı ise beşinci defa üst üste kazanılan şampiyonluğun gol krallığını kazanmıştı. (1942-1943 sezonu: 21 gol)
Baba Hakkı’lı günler
San-Kırmızılı formaya olan aşkı ile bilinen Ahmet Kara Bey ligde Beşiktaş’ın güçlenmesi için Hakkı’yı önerdi… 0 dönemin yıldız futbolcusunu renklerine katan Kartal rakiplerine meydan okudu
Kuleli Askeri lisesi ile Fenerbahçe genç takımı oynuyorlardı. Askerlerin 3 golünü de, kendine bile sert, havadan nem kapan yağız bir genç atmıştı. Müthiş ve arkadaşları bir hata yaptı mı, elini beline koyup ortalığı keskin bakışları ile süzen bu delikanlıya Fenerbahçeli Hafız Yaşar oltayı atıvermişti.
Ertesi gün Hafız Yaşar, Hakkı Yeten’i, Zeki Bey’in mağazasına çağırdı. Sirkeci Yeni Postane karşısındaki spor mağazasında tam konuşma yapılacağı sırada davetsiz bir misafir çıkageldi. Bu kişi Beşiktaş’ın her şeyi Şeref Bey’di. 0 gün onun yanında konu hiç konuşulmadı.
Fenerbahçeliler, Hakkı Yeten’in başka kulübe gitmesini istemiyorlardı. Sonunda Hakkı, bir Galatasaraylının maddi ve manevi çabalarıyla transferini yaptı. Galatasaray’a mı? Hayır, Sarı-Kırmızılı formaya aşık Ahmet Kara Bey’in isteği ile Beşiktaş’a… Ahmet Kara Bey’in “kadrosu zayıf Beşiktaş şu Hakkı’yı da alsın ve güçlensin. 0 zaman ligde kuvvetli takımlar çoğalır, biz de iyi futbol görürüz” diyerek işi böyle hallettiği söylenir.
Geçmiş dönemlerdeki fut bol erdemine ve anlayışına dikkate değer bir örnektir bu davranış.
Spajiç’li Beşiktaş
1964′de takımın başına geçen Yugoslav hoca 2 yıl lige damgasını vuran bir ekip yarattı… Spajiç döneminde üst üste kazanılan iki şampiyonluktan sonra Kara kartal 15 yıl bu başarıya hasret kaldı
1959 yılında yapılan ve deneme özelliğinde olan ilk Türkiye Ligi finaline kalamadı Beşiktaş.. Ancak 1959 / 1960′da 20 takım arasında başlayan Türkiye Birinci Profesyonel Liginde şampiyon olacaktı. İkinci kez şampiyonluğa 15 rakiple mücadele ederek 1965 / 1966 sezonunda ulaşacaktı. Necmi, Sabri, Yavuz, Fehmi, Sami, Suat, Süreyya, Kaya, K.Yusuf, Cevdet, K.Ahmet, Sanlı, Güven, Yusuf, Coşkun, Ahmet Şahin, Fethi ve Faruk’tan oluşan kadrosu ile yine sezona favori girmişti Beşiktaş…
Beykoz’un şampiyon adayını 3-0 yenmesi camia içinde bir şokun yaşanmasına neden olacaktı. Ancak Spajiç farklı düşünceler içindeydi: “Şampiyonluk şansımız sürüyor.”
Spajiç’in dediği gerçekleşiyor, 2-0 Fenerbahçe galibiyetinin ardından, üst üste 17 maçı gol yemeden tamamla***** hedefine ulaşıyordu. Ertesi yılda alınan şampiyonluktan sonra kulübün şampiyonluk özlemi 1981 / 1982 sezonunda bitecekti.
15 yıllık hasret bitiyor
1982 yılında Eskişehir Atatürk Stadı’nı dolduran taraftarlar büyük bir zaferi paylaşacaktı. Kartal sahaya çıktı ve maçı 3-0 hükmen alarak on dört yıl aradan sonra şampivonluğunu ilan etti
Sezonun son haftasına Beşiktaş 42 puanla lider girmişti. Şampiyonluk maçı Eskişehir’de oynanacaktı. Ancak maç Eskişehirspor açısından da önem taşıyordu. Yenilgi Kırmızı-Siyahlıların ligden düşmesine yol açacaktı.13 Haziran 1982 günü Eskişehir Atatürk Stadı hınca hınç dolmuştu. 15 bin Eskişehirli taraftarın yanında 3 bin Beşiktaş’lı da tarihi bir günü yaşamanın heyecanı içindeydiler.
Adem- Samet , Ulvi, Mehmet Ekşi, Kadir, Ziya, B.Haluk, Rıza, Necdet, Ali Kemal ve K.Haluk’lu kadro ile saha ya çıkan Beşiktaş’lılar 32. dakikada Ziya’nm golü ile 1-0 öne geçmişti. 51. dakikada Eskişehir’li Zafer durumu 1-1 yapıyordu. Ziya 76. dakikada cevap verdi:. 2-1…
Sahanın karışmasıyla hakem Talat Tokat oyunu durduracak ve sonra da maçı tatil edecekti. Ardından federasyon kararıyla Kara Kartallar 3-0 galip ilan ediliyor ve 15 yıl sonra gelen şampiyonluk büyük bir coşku içinde kutlanıyordu.
Seba ile altın yıllar
Siyah-Beyazlı formayı yıllarca terleten ve 1947 yılında İnönü Stadı’nda ilk golü atan futbolcu olarak tarihe geçen Süleyman Seba, 1984 yılında başkanlığa geldi ve 16 yıl bu görevi şerefle yürüttü..
Beşiktaş’ta uzun yıllar futbol oynayan Süleyman Seba 1984 yılında başkanlığa geldi. 1947 yılında İnönü Stadfnda ilk golü atan adam olarak tarihe geçen Seba, Kartal’ın yeni başkanıydı ve bu tarihi başarıların yaşandığı bir dönemin başlaması anlamına geliyordu.
Her alanda atak
16 yıl Beşiktaş’ı yöneten Seba ile Siyah-Beyazlılar, şampiyonluklara abone oldu, kupalara doymadı, başarıdan başarıya koştu. 1990′lı yıllara damgasını vuran Beşiktaş ligde her sezon zirveye oynamasında, kupalar kazanmasında Seba’nın otoritesi en önemli faktörlerden birisi oldu. ilk başkanlık yılında Galatasaray’ın önünde ipi göğüsleyen Beşiktaş, daha sonra 3 yıl üst üste tarihinde ilk kez şampiyonluğa ulaşırken, Seba toplam 9 şampiyonluğun 5′inde başkan olarak görev aldı ve tarihe geçti.
Her dönem eleştiri oklarına hedef olan Seba, Beşiktaş’a süper tesisler kazandırırken unutulmazlar arasında çoktan yerini aldı. Süleyman Seba, Fulya Tesisleri, Beşiktaş Plaza, Ümraniye Tesisleri, Çilekli Tesisleri, Pendik Tesisleri’ni ka zandırdı, Akaretlerdeki kulüp binasını yeniledi.
Avantaj getiren gol
Ligde nefes kesen bir şampiyonluk maçı oynanacaktı. Zafer, Ali, Ulvi, Samet, Kadir, Rıza, Gökhan, Fikret, Metin, Kovaçeviç ve Feyyaz’lı takım 5 Mayıs 1986 günü sahaya çıkıyordu. Hakemin düdüğü ile maç başlıyor, 33 dakikada Yusufun golü ile Galatasaray 1-0 öne geçiyordu. Maçın son 15 dakikasına girilmiş, skorda bir değişiklik olmamıştı. Oyuna yeni giren Sinan, sol taraftan tank gibi gidecek, akıllı bir orta ile Ziya defanstan sıyrılarak bir kafa atışı ile beraberliği sağlayacaktı.
Başkan eziliyordu
Beşiktaş Başkanı Süleyman Seba, adeta kendilerinden geçerek sevinçten havaya fırlatılan taraftarlar arasında ezilme tehlikesi geçiriyordu. Ancak hiçbir şey umurunda değildi başkanın… Çünkü bu gol, averajı yüksek olan Beşiktaş için, mutlu sona doğru avantaj getiren tarihi bir goldü. 17 Mayıs 1986 Beşiktaş için yaslı bir gündü. Başkanlarının annesi vefat etmiş, son nefesinde takımdan şampiyonluk istediğini söylemişti.
Gordon Milne devri
1987 yılında Beşiktaş’ın başına getirilen İngiliz çalıştırıcı 6.5 yıl içerisinde Kartal’a tam 12 kupa kazandırdı. Milne 1989-92 yılları arasında Siyah-Bevazlılar’ı üç sezon üst üste şampiyon yaptı .
Başkammıza ana acısını unutturacağız” diyerek sahaya çıkan takım Fikret ve Rıza’nın attığı gollerle Eskişehir deplasmanından galip dönüyordu. 1 Haziran 1986 günü lider Beşiktaş, Trabzonspor ile zorlu bir maça çıkacak, Gökhan’ın golü ile şampiyonluğunu ilan edecekti. 1986-87 sezonunu Milos Milutinoviç ile son haftalarda ki puan kayıpları yüzünden!! ikinci sırada tamamlayan Beşiktaş’ta 1987 yılında tarihi bir dönem başladı.
Don Howe önerdi
Beşiktaş yönetimi ilk önce İngilizler’in ünlü hocası Don Howe ile anlaşmıştı. Ancak bu transfer olmadı. Don Howe yerine Gordon Milne’i Beşiktaş’a önermişti. Ve Milne, bu gelişmeler sonrasında doğruca İstanbul’un yolunu tuttu. Bu yol Kartal’ı başarıdan başarıya koşturacaktı ve 6.5 yıl sürecek uzun bir beraberliğin başlangıcı olacaktı.
İlk iki sezon Gordon Milne Kartalda önemli icraatları yaptı, ancak şampiyonluk bir türlü gelmedi. 1987-88 sezonunda Galatasaray’ın yine gerisinde kalan Beşiktaş, 1988-89 sezonunda ise bu kez Fenerbahçe’nin arkasında ligi ikinci sırada tamamladı. iki yılda iki şampiyonluk kaçmıştı ancak, Milne’e yönetimin güveni tamdı. Ve İngiliz bu güveni boşa çıkartmayacak, Beşiktaş 1989 1992 yılları arasında üst üste tarihinde ilk kez 3 şampiyonluğu arka arkaya yaşayacaktı. Beşiktaş’a 3′ü şampiyonluk olmak üzere 12 kupa kazandıran Gordon Milne 1993-94 sezonunun ilk yarısı bitiminde 6.5 sezon çalıştırdığı Beşiktaş’tan ayrılıp Japonya’ya gitti.
MAF efsanesi
Beşiktaş ile özleşen Metin Ali-Feyyaz, Gordon Milne döneminde fırtına gibi esiyorlardı. 1989-90, 90-91, 91-92 yıllarında Karakatal’a 3 şampiyonluk yaşattı
Beşiktaş tarihinde MAF yani Metin-Ali-Feyyaz üçlüsü çok ayrı bir yer taşıyor. Kocaelispor’dan gelen Metin Tekin daha sonra Yücespor’dan alınan Feyyaz Uçar ve ilk dönemlerde savunmanın sağında oynayan Ali Gültiken, Milne döneminde forvette oynamaya başladı.
Liglerin en farklı skoru
Milne ile ilk önceleri anlaşamayan Metin Tekin, Sakaryaspor kupa maçında geçirdiği sakatlık yüzünden uzun süre futboldan uzak kaldı.
14 Ekim 1989 sonbaharı Ali Sami Yen Stadı’nda tarihi günlerden birisi yaşanıyordu. Beşiktaş, Adana Demirspor karşısında favori olduğu bir maça çıkıyordu. Ama kimsenin beklemediği bir şeyler oldu. Kartal, Demirspor’u 10-0 yenip lig tarihinin en farklı skoruna imza attı. Hala kırılamayan bu rekor farkın altında ise MAF’ın adı vardı. Ali 4, Feyyaz ile Metin ise 3′er gol atmıştı bu maçta. Skor tabelasında 10 rakamı yoktu, 1 ve 0 sıkıştırılmıştı.
Ve böylece MAF üçlüsü 1989-90 sezonundan itibaren liglerde fırtına gibi esmeye başladı. Bu üçlü Beşiktaş’a 1989-90, 1990-91, 1991-92 sezonlarında üst üste 3 şampiyonluk kazandırdı. Ancak bu üçlü kırgın ayrıldı Beşiktaş’tan. Feyyaz bir çek olayı yüzünden Fenerbahçe’ye transfer oldu, istenmeyen Ali son sezon Kayseri’de forma giydi. Metin Tekin ise Vanspor’da bir yıl oynayıp lige veda etti.
Son şampiyonluk Daum’la
Beşiktaş 3 yıl kazandığı şampiyonluklar dan sonra 2 yıl zirveden uzak kaldı. Milne de gidince yeni bir ünlü hoca arayışına başlayan Beşiktaş yönetimi, 1994 yılı başında Almanya’nın etkili isimlerinden Daum’u takımın başına getirdi.
Hırçın Alman
Daum ile Beşiktaş sezonu Türkiye Kupası’nı alarak tamamladı. Başarı sinyalleriydi bu kupa. 1994-95 sezonunda G.Saray’a 2 lig maçını da kaybetmesine rağmen Beşiktaş, bitime 2 hafta kala şampiyonluğunu ilan etti. Beşiktaş’a 9′uncu şampiyonluğu kazandıran Daum, 1995- 96 sezonundaki hezimetler sonrasında ligin sonunu getiremeden bavulunu toplayıp Almanya’nın yolunu tuttu. Açıklamalarıyla gündemden hiç düşmeyen, hırçınlığı ile dikkat çeken Daum’u. Galli Toshack bu alanda geride bırakmadı.Toshack ile Türkiye ve Cumhurbaşkanlığı Kupasını kazanan Beşiktaş’ın başına, Galli Real Madrid’e gidince Kalli geçti.
Kara Kartallar Unvanı nereden geldi?
1932-33 sezonunda İstanbul Amatör Ligi’nin bitmesine bir hafta kalmıştı. Son maç Beşiktaş ile Fenerbahçe arasındaydı. Bu maç şampiyonu belirleyecekti. Fenerbahçe Beşiktaş’tan iki puan öndeydi. Dolayısı ile bir beraberlik Fenerbahçe’yi şampiyon yapmaya yetecekti. Beşiktaş ise mutlaka kazanmalıydı.
Futbolu Beşiktaş’a getiren Şeref Bey son zamanlarda yakalanmış olduğu hastalığın neticesinde her geçen gün eriyip gidiyordu. Ancak Şeref Bey’in ömrü o önemli maçı görmeye yetmedi. Bedeni hastalığa daha fazla dayanamayan Şeref Bey genç yaşta hayata veda etti. Maçtan bir gün önce de toprağa verildi.
Tarih 16 Haziran 1933′dü. Final maçı oynanacak ve de sonunda ya Beşiktaş ya da Fenerbahçe şampiyon olacaktı. Sahaya çıkmadan önce Beşiktaş soyunma odasında herkesin Şeref Bey’in ölümü nedeni ile büyük bir üzüntü içinde olduğu görülüyordu. O sırada Hakkı (Yeten) sessizliği bozarak arkadaşlarına kendilerine gelmelerini söyledi. Eğer Şeref Bey hayatta olsaydı onun kendilerinden tek isteyeceğinin bu maçı kazanmaları olacağını hatırlattı. Bunun üzerine Beşiktaşlı futbolcular Şeref Bey’e layık olacak bir oyun ortaya koymak üzere and içerek sahaya çıktılar. Beşiktaş tarihinde ilk kez sahaya bu maçta simsiyah formalarla çıkmıştı. O matemin simgesiydi. Şeref Bey’in kaybedilişinin acısını yansıtıyordu.
Maç başladı. Fenerbahçe defansta kalıyor, bir puan için oynuyordu. Beşiktaş ise atak üstüne atak geliştiriyor ve gol atmak için yükleniyordu. Oyunun 24′üncü dakikasıydı. Nazım’ın Fenerbahçe filelerine gönderdiği top tüm Beşiktaşlıları ayağa kaldırmıştı. Ancak hakem golü geçersiz saydı. Oyunun büyük bölümü Fenerbahçe yarı alanında ve kalesi önünde oynandı. Ancak gol olmadı ve maç başladığı gibi 0-0 bitti. Bu sonuçla Fenerbahçe şampiyonluğa uzanmıştı. Maçtan sonra konuşanlar ligi ikinci sırada bitirmesine rağmen Beşiktaş’ı öve öve bitiremiyorlardı. - Ne takımdı öyle! - 90 dakika içinde tam 66 kez akın yaptılar! - Kartallar gibi saldırdılar. - Evet. Aynen kara kartallar gibi…
İşte o siyah formalardan ve müthiş futboldan sonra Beşiktaş şampiyonluğa ulaşamamıştı ama büyük bir unvan kazanmıştı: KARA KARTALLAR.
48 Maçlık yenilmezlik rekoru
31 Mart 1991 tarihinde Ankara’da Gençlerbirliği’ne 2-0 yenilen Beşiktaş’ı 1992-93 sezonuna kadar kimse yenememişti.
1991-92 sezonunu namağlup şampiyon tamamlayan ilk takım olan Kartal’ın bileğini büken yoktu.
Beşiktaş’ın yenilmezlik rekoru 48 maça kadar çıkmıştı. Beşiktaş, İtalya takımı Milan ile yenilmezlik yarışına girmişti. Ve 14′üncü hafta İnönü Stadı’nda Kartal, Galatasaray’ın karşısına çıkmıştı. Beşiktaş 24′üncü dakikada Feyyaz ile öne geçmişti. Ama Galatasaray, 38 ve 81′inci dakikalarda Hakan Şükür, 63′üncü dakikada da Tugay’ın attığı gollere seyirci kaldı.
Kartal. Böylece 48 maç süren tarihi yenilmezlik rekoruna nokta koymuştu. Beşiktaş’ın lig tarihindeki bu rekoruna da kimse yaklaşamadı bir daha. Beşiktaş’ın Türk Gençliğine Hediyesi: 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı 1935 yılıydı. Beşiktaş Jimnastik Kulübü bir karar almıştı. “Atatürk Günü” düzenlenmesini istiyorlardı. Ulu önder sporu ve sporcuyu seviyordu. Öyle ise onun adına spor müsabakaları yapmak çok doğru olurdu. Bu fikir hemen Fenerbahçe ve Galatasaray kulüplerine de açıldı ve iki kulüpten de olumlu yanıt alındı. Tarih 24 Mayıs 1935′ti. Fenerbahçe stadında yapılan ilk Atatürk Günü müsabakalarını binlerce kişi izlemişti.
Aradan kısa bir zaman geçmişti. Beşiktaş Jimnastik Kulübü, Atatürk Günü’nün her yıl düzenlenmesini istiyordu. Ankara’da toplanacak olan Spor Kongresi’nde bu konu konuşulabilirdi. Kongre’de kürsüye Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nden Ahmet Fetgeri çıktı. İstanbul’da düzenlenen Atatürk Günü spor müsabakalarını anlattı. Sözlerine şöyle devam etti: “Atatürk Günü’nün tüm Türk gençliğine mal edilmesi için 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı adı altında her yıl yapılmasını teklif ediyoruz.” Bu konuşma alkışlarla karşılandı. Konu Atatürk’e açıldı. Ulu önderin de onayıyla 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı kutlanmaya başlandı.
Arabacılar Takımı Değil, Arabalılar Takımı
Ahmet Fetgeri Bey’in ağzından: “Her bir devrin ileri gelenlerinin çocukları olan paşazadeler, idman mahalli olan Osman Paşa Konağı’na gidip gelirken Dolma bahçe Saray arabalarından istifade etmeye başlamışlardı. Her hareketin göze battığı ve dedikodu mevzusu olduğu o günlerde yapılan bu seyahatler, halkın arkadaşlarımıza “Saray arabalarıyla gezen gençler”, “Saray arabalılar” ve “ARABALILAR” şeklinde isimler takmalarına sebep olmuştur. O zamanlar samimi ve sıcak bir ifadenin mahsulü olan bu tabirler, her halde zaman geçtikçe rakip taraftarlarca istismar edilerek “ARABACILAR” olarak değişmiş olacak…”
ŞEREF KÜNYESI
ADI: Beşiktaş Jimnastik Kulübü
KURULUŞU: 1903 Yılı Mart ayı
KURUCULARI: Hüseyin Bereket, Memet Şamil, Ahmet Fetgeri (Aşeni), Mehmet Ali Fetgeri (Aşe- ni), Nazim Nazif (Ander), Tayyareci Fethi Bey, Behçet Bey, Haydar Bey, Şevket Cenani, Mahmud Naci Bey, Cami Baykurt, Kenan Bey, Fuat Balkan, Şerafettin Bey
KURULDUGU YER: Şeyhülharem Osmanpaşa’nın Beşiktaş Serencebey yokuşundaki Konağı
ILK RENKLER: Kırmızı-Beyaz (Sonra Siyah-Beyaz)
ILK BAŞKAN: Mehmet Şamil Bey
ILK SPORLAR: Jimnastik, Halter, Eskrim, Boks, Güreş, Paralel
ILK ŞAMPİYONLUK: Jimnastik (1911)
FUTBOL ŞUBESI KURULUŞU: 1911
FUTBOLDA İLK ŞAMPİYONLUK: 1919 Türk îdman Birinci Ligi
FUTBOLDA ILK RESMI ŞAMPIYONLUK: 1923-24 İstanbul Ligi
YAPILAN SPORLAR: Jimnastik, Halter, Eskrim, Güreş, Atletizm, Futbol, Voleybol, Hentbol, Basketbol, Yüzme, Bisiklet, Boks, Yelken
|