Kayıt   Şifremi Unuttum   Aktivasyon
       
  • Ana Sayfa
  • Yardım
  • Tag
  • Ara
  • Takvim
  • Yeni gönderilen iletileri göster.
  • Giriş Yap
  • Kayıt
Sponsor Bağlantılar
Ayrıntılı Konu Bilgileri
Ayrıntılı Konu BilgileriKonu: Müziğin Evrenselliği Hakkında
Cevap SayısıCevap Sayısı: 0 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 1217 defa
Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Aşağı git
Yazdır
Gönderen Konu: Müziğin Evrenselliği Hakkında  (Okunma Sayısı 1217 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
26 Kasım 2008, 17:03:37
Administrator
Efsanevi Üye
*
Üye No : 70
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 4814
Teşekkür Puanı 157
Jσє*
Mizantrop16@HotmaiL.Com
Üyelik Bilgileri
Çevrimdışı


« : 26 Kasım 2008, 17:03:37 »

DÜNYANIN EVRENSEL DİLİ :  MÜZİK

Genç ya da yaşlı, kadın ya da erkek, Türk ya da yabancı, yobaz ya da laik… Herkesin bir ortak noktası var; müzik. Tarz tarz, tür tür müzik her kesimden insanı bir şekilde etkisi altına alabiliyor.Hatta o kadar birleştirici bir etkisi var ki müziğin, pek çok sosyal hareketin de tamamlayıcı öğesi olarak da görev yapıyor.Düşününce her şeyimizi müzik ile tamamladığımızı buluyoruz.Devrimcilerin marşı, savaşa gidenlerin motivasyonu, evlenenlerin dansı, filmlerin soundtrack’leri, otobüs yolculuklarımızın yol arkadaşı… Bazı bitkilerin bile müziğe reaksiyon gösterdiğini ispatladılar bize.

Birçok farklı kültürle tanışmamıza yardımcıdır müzik. Adetlerini hiç bilmediğimiz, insanlarıyla hiç tanışmadığımız ve sadece haritada ismini gördüğümüz birçok ülkenin öncelikle müziğine aşina oluruz. Bu da beğenimize göre bizi o ülkenin kültürü hakkında daha fazla şey öğrenmeye iter. Ülkelerin asırlar boyu yaşadığı ortak anılarından izler taşıyan müzikleri, bizi kimi zaman onların savaş kayıpları için üzerken, kazanılan zaferleri coşkuyla kutlama duyguları yaşatır. Tıpkı bizim çok sesli yurdumuzda olduğu gibi.

Üzüntümüze eşlik edip gözyaşlarımızı tutmamayı öğreten de müzik oldu, en mutlu anlarımızda sesini sonuna kadar açıp hoplayıp zıplamamızı da. Müzik eşliğinde gönderdik sevdiklerimizin artık 36,5 derece olmayan bedenlerini, müzik eşliğinde hoşgeldin erkekliğe dedik az önce pipisine neşter değen küçük kardeşimize. Yazamadık içimizden geçenleri kağıda, bir parça gönderdik unutamadığımız kadına ya da öylesine kocaman sevdik ki alıp elimize gitarı kemanı kafa kafaya verip bir şeyler mırıldandık o da dinlesin diye. En büyük festivallerin biletlerini kovaladık sırf en sevdiklerimizi canlı canlı dinleyebilelim diye, radyoları tavaf ettik her seferinde “Aa bak ne çalıyor!” diyebilmek için.

Parmak izi gibidir her müziğin her insan üstünde bıraktığı tat. Kimisi Sinem’i, Ebru’yu, Eda’yı, Sedef’i hatırlar, kimisi anayı, babayı, kardeşi… Kimisi memeleketini özler, kimisi gençliğini. Hep bir ağızdan söylenemese de her şarkı, söyleyen herkes bilir elbette aynı notalardan geçer her şarkı.

Müzik yapılmaz aslen. Onlar evrenle yaşıttır. Hep oradadırlar. İnsanlar sadece arayıp bulur onları. Derinlerde, arkalarda pek çok nota dolanır. Onları bulup tanıtmak gerekir bütün evrene. Herkesin dinlemesini sağlamak, bir yerlerde yine bir şeyler düşündürmek gerekir. Kim bilir belki de bir gün herkes anlar müziğin kendisi için özel olduğunu, sadece birilerinin bir taşın altından kaldırıp onu bulduğunu.

Kesinlikle yanlış oldugunu düsündüğüm önerme. asağıdaki alıntı alan P. Merriam’ın The Antropology Of Music (Müzik Antropolojisi) adlı kitabında yer alan The Study Of Etnomusicology başlıklı ilk bölümden çevrilmiştir ve özellikle metinde anlatılan deney bu önermenin yanlışlığını açık olarak ortaya koymaktadır:
“Mantle Hood’a göre, müziği bir iletişim aracı olarak algılamakla onu tüm etnomüzikologların reddettiği gibi sözde bir “Evrensel Dil” olarak algılamak arasında kesin bir ayrım vardır. 1941’de Seeger söyle demiştir: “Tabii ki müziğin ‘Evrensel Bir Dil’ olduğu yanılsamasına düşmemeliyiz. Dünyada konuşma temelli topluluklar kadar olmasa da birçok müzik temelli topluluk vardır ama bir çoğunu anlayabilmemiz mümkün değildir. Bes herzog da benzeri görüşler ileri sürmüştür.
Dolayısıyla bir iletişim aracı olarak müzik ve bir “Evrensel Dil” olarak müzik arasında çok keskin bir ayrım vardır. Ama “İletişim”le neyi kastettiğimiz sorusunun da yanıtlanması gerekir. Basitçe bir müzik toplumunda müziğin iletişim için kullanıldiği söylenebilir ama bu doğruysa bile bu iletişimin nasıl olduğu konusunda çok az fikrimiz vardır. En kuvvetli olasılık müziğin içinde topluluğun üyeleri tarafından kabul edilmiş sembolik anlamların varlığı ve iletişimin de bunların üzerinden yapıldığıdır. Ayrıca karmaşık toplumlarda müziğin içinde sözlü bir iletişim de vardır. Ama bu süreçler hakkında çok az şey bilinmektedir ve yeterli bilgi olmadan müzikten bir iletişim aracı olarak bahsetmek zordur.


Kültürler arası bir düzeyde bakıldığında müzik üreten toplumların farklı müzik toplumlarına kısıtlı da olsa bir şeyler iletebildiği söylenebilir ama bu konu hakkında da çok az şey bilinmektedir. Meğer tüm müziklerin ortak bir takım özellikleri olduğunu öne sürer. Ama bunu söylerken müziğin kültürler arası bir anlayışa yol açtığını söyleyip söylemediği pek açık değildir.
Müziğin bu “Evrensel” özelliklerinin kültürler arası müzik iletişimini sağladığı şüphelidir ve eldeki bilgiler çoğunlukla aradaki engelleri ortaya koymaktadır. Robert Morey (1940), bu konuda “… Batı Afrika yerlilerinin batı duygularının müzikal dışa vurumlarına tepkilerini öğrenmek için ….“ Bir deney yapmıştır. Sırasıyla korku (schubert), husu (davies), öfke (handel) ve sevgi (wagner) ifade eden örnekler seçmiş, bunun yanında genel olarak kabul edilmiş belli bir duygu ifade etmeyen Beethoven eseriyle “Liberya, Bolahun’daki kutsal haç misyoner okulu’nun öğrencileri ve öğretmenlerinin” duygusal tepkilerini kaydetmiştir. Batı müziğinin Liberyalı Loma’lar tarafından bir duyguyu dışa vurma aracı olarak algılanmadığı gözlenmiştir.
Batılılarla ilişki kurmuş olan bu denekler üzerinde bu şekilde sonuçlanan deneyin bir benzeri Batılarla ilişki kurmamış olan Lomalı köylülerle yap ve sadece rahatsızlık duydukları gözlemlenmiştir.”

Sokak çalgıcılarına her ülkede rastlanır. Köşe başları, yoğunluğu çok olan cadde kenarları onların sahnesidir. Fethiye’de aceleyle koşuşturan, salınarak vitrinlere bakanları bu kez bir süpriz karşıladı. Kalabalığı yararak olan biteni anlamaya çalıştım. 5 Ruh isimli bir Kızılderili grup konser verecekmiş. Ön kısma geçtim ve onları izlemeye başladım. Yavaş yavaş kostümlerini tamamlayan aksesuarları giymeye başladılar. Saçaklı elbiselerini tamamlayan kolluklar, büyük renkli tüylerden oluşan başlıklar… Çoğu üflemeli olan çalgı aletlerinin bulunduğu sandığı açarak aletlere nefes verdiler ara ara. Bir baba ve oğullardan oluşan grupta sırtında çocuğu ile bekleyen bir genç Kızılderili kadın vardı. Onları uzaktan izliyordu. Farklı bir ırk oldukları hemen fark ediliyordu. Uzun saçları olan ve yanık tenli bu adamlar farklı bir yaşamın temsilini sunuyordu bize.



Tolstoy; Kroçyer Sonat isimli kitabında müziğin ne kadar etkili olduğundan bahsediyordu. İnsanı bazen suça teşvik edebilir, baştan çıkarabilir tezini savunan Tolstoy’un haklı olabileceğini o gün anladım. Atalarımız insanların müzikle tedavi edilebileceğini de yıllar önce keşfetmiş. Edirne’de hastaların tedavi olması için bir hastane bile kurulmuş. Ney’in ayrılığı anlatan, ruhlara bir dinginlik veren sesini düşünün. Müziğin etkisi bu kadar kuvvetli şüphesiz. Buradan geleceğim nokta Kızılderililerin o üflemeli çalgı aletleriyle neler yapabildikleri…


Atlar koşturuyor bozkırlarda… Sen onlardan biriyle dörtnala koşturuyorsun. Sıcak bir rüzgar yüzüne vuruyor. Alabildiğine ufuk çizgisi… Hava kararmaya başlamış… Güneş batıyor. Sürüyorsun atını yamaca doğru. Bir çağlayan sesi işittiğin… Sular da atlar kadar özgür buralarda. Hiçbir hesabın yok avlanmaktan başka. Ruhunda gelgitler yaşıyorsun, çılgınlık ve dinginlik arasında. Gece kuşları öterken sen bir ateş etrafında yakaladığın bir şeyler yiyorsun…. Ki Dolunay ışığını vermiş sana daha ne olsun.

Tüm doğa senle; sen de tüm doğayla anlaşmışsın. Dostluğuna şüphe yok gerçekten, efsunlu mırıldanmaların ürkütmüyor beni. Beyazlardan ziyade bir kartal, bir kurt, bir tilki var sanki sohbet halkanda.

Çığlık çığlığa dinliyorum sizi. Ruhu özgür kılıyor müziğiniz. Daha neler hissetmedim ki sizi dinlerken. Sanki gözleri kapatınca sizin diyarlardayım. Öyle güzel bir renksiniz ki dünyada…

Müziğin evrenselliği tartışılmaz gerçekten. Günümüzde ticari müzikler yapılıyor. Yazık ki bünyemizi neler dolduruyor. Kayıta giren her müziğin alıcısı olmamalı aslında. Hasılı velkelam; Beş Ruh; Fethiye sokaklarına sizi yine bekleriz …


Alıntı
« Son Düzenleme: 26 Kasım 2008, 18:21:38 Gönderen: || TaTLıCaDı || » Logged
Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 5813


View Profile
Re: Müziğin Evrenselliği Hakkında
« Posted on: 13 Mart 2010, 14:02:09 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olrak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Müziğin Evrenselliği Hakkında oyunları, Müziğin Evrenselliği Hakkında programı, Müziğin Evrenselliği Hakkında oyunu indir, Müziğin Evrenselliği Hakkında program yükle, Müziğin Evrenselliği Hakkında download, Müziğin Evrenselliği Hakkında hikayeleri, Müziğin Evrenselliği Hakkında resimleri, Müziğin Evrenselliği Hakkında haber, Müziğin Evrenselliği Hakkında yükle, Müziğin Evrenselliği Hakkında videosu, Müziğin Evrenselliği Hakkında msn eklentisi, şarkı sözleri
Logged
Sesli Sohbet Chat Arkadaşlık İlişki Aşk
Etiket:
Sayfa: [1]   Yukarı git
Yazdır
Gitmek istediğiniz yer:  

Site Map | Sitemap1 | Sitemap2 | urllist | urllist2 | urllist3 | Arşiv | Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss | Google | Yahoo | Live | Msn | Wikipedia | Donukkare
Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Google Theme: Evden Eve Nakliyat ve Smftr İş Birliği İle Hazırlanmıştır.